1 Mayıs 2010

iltifat

Bir alışkanlığım var: hitâba nasıl başlayacağımı bilemediğim kadınlara, saçlarınıza bir şey mi yaptınız? diye soruyorum, inceler bir ifade takınarak. Hep işe yarar. Hayır kestirmemiştir saçlarını, ama salmıştır bugün, halbuki topluyordur genelde —tabii, o da salınmış seviyordur aslında, ama böylesi de o kadar rahat ki! Hem, geçen görüştüğümüzde ne kadar yağlıymışdır saçı (ah, zaten o gün tamamen dağılmış durumda değil miymişdi?). Bugün yıkamıştır saçlarını, ondan bana farklı gelmiştir herhalde.

Herhalde.

Tüm bunları söylerken parmakları hep kafasıyla uğraştadır; lâfı bitince elini de indirir, ve bana teşekkürlerini bildirir. Bir farklılık var sanki, dedim size; ama hanımefendi: iyi bir şey kastettiğim gerçekten o kadar kesin mi?

8 yorum:

  1. son satıra kadar nasıl hoş, nasıl incelikli, nasıl tatlı... yazıda güven içinde ilerliyorsunuz... ama işte o son satır!

    korku filmi ritmi bu. the shining filmini izlemiş miydiniz? jack nicholson artık cinnetin göbeğinde, otelde, bir banyoya girer; banyoda çok hoş bir hatun vardır. nicholson'a yaklaşıp öper, neden sonra geri çekildiğinde yaşlı, çürümüş, çirkin bir hortlak olarak güler. kanınız donar.

    şu son satır olmasa mutlulukla ayrılacağız şuradan... korkutmayın insanları.

    sevgiler.

    YanıtlayınSil
  2. Mühim olanın değişikliği fark etmiş olman olduğunu, teşekkürün bunun için olduğunu anlamaman çok şaşırtıcı geldi bana.

    YanıtlayınSil
  3. FarukAhmet sert kayaya cattin dostum. Simdi ayikla bakalim pirincin tasini. Tabi ayiklamak istersen... :-)

    YanıtlayınSil
  4. Taş filan yok Eleştirel abi; bu klâsik kadın yalanlarından biri. Değişikliği fark etmemize sevindikleri doğru tabii, ama bunun yeterli olduğu kesinlikle yalan, ve ben de zaten o ikinci aşamadan bahsediyorum.

    Ayıklayabildim mi sence? :P

    YanıtlayınSil
  5. Bir erkeğin bu kadın yalanıdır demesi daha vahim bir durum. Ben gerçi hiç o kadınlar gibi teşekkür etmedim. Hatırlamadığım için bende bir değişiklik olduğunu söyleyenlere ne değişmiş, ne olmuş derim. O zaman da iltifat olup olmadığı belli olur. Sağlama da almış olurum kendimi. Sonra senin gibilerin diline düşüyoruz bak.

    Verdiğin örnekler de aslında senden çok benim dediğimi doğrular bir şekilde. Bak saçının şeklinden, yağdan arınmasından, son görüştüğünüz zamanla bahsettiğin gün arasındaki duygusal farklılıktan dem vuruluyor hep. Güzel bulduğunu düşündürecek hiçbir şey yok. Kendilerini daha farklı hissediyorlar, bir şey değiştirmeseler bile hissettiklerinin hallerine yansıması ve biri tarafından fark edilmesi, fark edilir olmak onları mutlu ediyor. Bir değişiklik yapıyorlarsa da bu büyük ölçüde fark etmek ve edilmek içindir.

    Demem o ki Faruk Ahmet, biraz da iltifat etsen ölmezsin.

    YanıtlayınSil
  6. Verdiğim örnekler seni mi doğruluyor? Hahayt! Hangi kadın "o gün saçlarım daha yağlıydı, zaten o gün tamamen dağılmıştım, o yüzden daha güzel duruyorlardı herhalde" dermiş, göster bakayım bana. Bilakis, şunu da çok sık duyarım, saçına iltifat ettiğim kadınlardan: «Aa, gerçekten mi? Halbuki bugün çok da yağlı saçlarım, tamamen dağılmış durumdayım!»

    Demem o ki Seyyaratcım, iltifat edilecek şey varsa ederim :)

    YanıtlayınSil
  7. Sevgili Faruk Ahmet, -burada sevgili VJ Bülent edasıyla söylendi bir tür sevgi sözcüğü sanılmasın sakın- farkı iki durumdan bahsederek bana aksini kanıtlamaya çalışmışsın ama. Bu performans düşüklüğü bei çok üzüyor. Bana iltifat ettiğinde verdikleri tepki ile mi örnek veriyorsun şimdi? Bu bambaşka bir şey. İltifat akan suyu durdurur.

    YanıtlayınSil
  8. kimse bana iltifat etmese daha mutlu olurdum.
    yazı gayet güzel. bilhassa girişi ve çıkışı.

    YanıtlayınSil