31 Aralık 2009

liste! liste!

Kafcamus’ta görünce ben de bir çetele tutayım istedim, bu yıl hangi kitapları okuduğuma dair. Hem 3 aydır yazmıyorum, blogun da örümcek ağları biraz temizlenmiş olur… 20 civarıdır en fazla diye düşünüyordum; bu kadar çıkmasına çok şaşırdım. Hoş, sonra mesele anlaşıldı: listedeki kitapların büyük bir kısmını, evde internet bağlantımın bozuk olduğu 3 aylık dönem ile, internet bağlantımın zaten hiç olmadığı, köyde geçirdiğim 10 günlük sürede okumuşum. Mutluluğa gideni bilmiyorum, ama entellektüalizme giden yol ilkellikten geçiyor sanırım. Kaçak abi kadar iyi bilemem tabii.
Birkaçının altına yorum yazdım, fazla da uzatmamaya çalışarak. Kitaplardan Kebikeç’e alıntı yaptıklarımı, yanlarına koyduğum birer “K” ile imledim, onlara tıklarsanız ilgili sayfaya gidersiniz. Başlarında kırmızı “F” harfi olanlar da “favori”lerim oluyor.
Yılbaşında çok içmeyin.

  1. Ütopya — Thomas More K
  2. Matrix ya da Sapkınlığın İki Yüzü — Slavoj Žižek K
  3. Ödünç Alınan Irak Çaydanlığı — Slavoj Žižek
  4. İmparatorluk, Direniş ve İsyan: David Barsamian’la Konuşmalar — Tarık Ali K
  5. Altı Varoluşçu Düşünür — Harold J. Blackham
  6. Spinoza Üzerine Onbir Ders — Gilles Deleuze
  7. Korsan Ütopyaları — Hakim Bey
  8. Her Biri Bulutlu Zirve — Friederike Mayröcker
  9. Algının Kapıları — Aldous Huxley
  10. F Kara Atena: Eski Yunan Uydurmacası Nasıl İmal Edildi? 1785-1985 — Martin Bernal K
  11. Gidiyorum Bu — ah muhsin ünlü

    Bir iddianın sahibi, gidiyorum bu. İrisinden, sakınmasız, bir iddia olduğunun farkında bir iddia hem de: tırnak içinde “şiir”in dışına çıkarak bambaşka bir şiir yaratma iddiası diyelim, kısaca. Ben hiç tanımıyordum, meğer hayranı çokmuş. Olur. Olsun. Her bokun bir sineği vardır; herkesin benim konduklarıma konmasını da beklemiyorum elbette. Şu var ki, kitapta Super Mario edasıyla bu imgeden şu imgeye zıp zıp zıplayan ah muhsin ünlü’nün en sık tekrarlanan, en hatırda kalan satırları hep, bu iddiasından uzaklaşarak “normal”e, “anlaşılabilir”e yanaştığı anlarda vuruyor sahile. O da bunun farkında, öyle farkında ki hem, bunları kalın fontla yazmakdan, her birinin sonuna ünlem işaretleri koymakdan, diğer satırlardan ayırarak tek başına sloganlara dönüştürmekden —“Freud diye bir şey yoktur!”— hiç imtina etmiyor. Kendi adıma, böyle bir iddia sahibi için bundan daha büyük bir teslim bayrağı, daha kesin bir yenilgi ilânı düşünemiyorum. Ve “Kuyulardır, derindir, içinde adam vardır / Yusuf bile düşmüştür Aleyhisselâm!” diye yazdığında ah muhsin ünlü, “O cümlede ‘bile fazlalıkdır / Yusuf oraya, zaten Yusuf olduğu için düşmüştür vesselâm” (ünlem işaretsiz) diye itiraz etmekden kendimi alamıyorum.

  12. Dürr-i Meknun — Yazıcıoğlu Ahmed Bîcan Efendi
  13. Wittgenstein ve Dilin Sınırları — Pierre Hadot
  14. İçinde Yaşamayı Seçtiğimiz Hapishaneler — Dorris Lessing
  15. F Godot’u Beklerken — Samuel Beckett
  16. F Avrupa’da Yemeğin Tarihi — Massimo Montanari K

    Bunu bir formül, bir kaide haline getirme cüretini bulamam kendimde, ama insan zihninin belli bir haddi aşan karmaşıklığı, kavramaya mecâli olmadığı için ütüleyip geçtiğine, bu yüzden büyük büyük tarih anlatılarının tümdengelen ağırlığındansa, tek bir konuya odaklanıp gerektiği yerde dallanıp budaklanan mikrotarih çalışmalarının tümevaran çevikliğinin yeğ olduğuna daha fazla ikna oluyor gibiyim gitgide.  Avrupa’da Yemeğin Tarihi bunun güzel bir örneğiydi. Henüz bulamadım ama, benzer bir gastronomik tarih yazıcılığı örneği dünyanın diğer bölgeleri için de yapılmışsa çok okumak isterim.

  17. Cahillikler Kitabı — John Lloyd ve John Mittchinson
  18. Fotokopiler — John Berger
  19. Tonio Kröger / Tristan — Thomas Mann

    Thomas Mann da bir türlü üşengeçliğimi yenip okuyamadığım “büyük” yazarlardandı. Dikkatlice, ölçüp biçerek kuruyor cümlelerini Mann; bunu iyi bir zanaatkârlıkla da kotarıyor, ama yine de bu iyi gizlenememiş yapaylık, her satırda orada. Yapaylığa itirazım yok; iyi edebiyat, benim için, yapaylıkdan kaçınmakda değil, onu iyi gizleyebilmekdedir çünkü nihayetinde. Nabokov, Metamorphosis üzerine verdiği bir derste Kafka’nın zamanımızın en büyük Alman yazarı olduğundan bahsediyor: Rilke gibi şairler, ya da Thomas Mann gibi romancılar, onunla karşılaştırıldığında birer cüce, ya da alçıdan yapılma aziz heykelcikleri olabilirler ancak!”. Hem Rilke’yi (bir alt sırada), hem Mann’ı çok az bir zaman farkıyla okumuş olarak diyebilirim ki, Nabokov tamamiyle haklı.

  20. İmgeler Kitabı — Rainer Maria Rilke
  21. Düğüm — Knut Hamsun

    Açlık şaheserinden sonra yazdığı ikinci kitabı bu, Hamsun’un. Gizemli, Dostoyevskivarî bir entrikalar/itiraflar (ya da: günahlar/tövbeler) hikâyesi. Hiç fena değil, ama Hamsun’un diğer işlerindeki doğallık, akıcılık burada yok. Dostoyevski öykünmesinin gerektirdiği ruhî derinliğin de ancak bir taslağı mevcut. İddia ediyorum: Hamsun bu kitabı isteyerek yazmamış, yazarken de sıkılmış, hemen bitirip kurtulmak istemiş olmalı. Hem hikayenin, hem karakterlerin temellerinin sağlam atılmış olmasına rağmen malzeme lâyık olduğu yerlere gelememiş. Bunun da basit bir nedeni var: Hamsun, Dostoyevski değildi. Diyalog değil, monolog yazarıydı o. Tüm kitaplarında görülebilir bu: sahnedeki insan sayısı azaldıkça, kahraman kendi düşüncelerine, kendi iç sesine gömüldükçe yazışı akıcılaşır, kuvvetlenir Hamsun’un.

  22. Sonbahar Yıldızları Altında — Knut Hamsun K
  23. Hüzünlü Havalar — Knut Hamsun K
  24. F Son Mutluluk — Knut Hamsun K

    “Uyuyamayınca kalktım, ‘Son Mutluluk’un ilk otuz sayfasını okudum tekrar; son iki haftadır yüz kez yaptım belki bunu. Doğaya karşı özel bir sevgi yoktu bende; ama Hamsun'un öyle berrak, şiirsel bir huzur ve bilgelikle dolu ki yazarlığı... ya haberdar olmadığım küçük bir sevgi, hayranlık çekirdeği vardı içimde, onu yeşertti, yahut hepten yoktan var etti bunu. Her şeyi bırakıp ormanlara gidebilir, gitsem bir büyük sükûnet içre eriyip kaybolabilirmişim gibi hissediyorum onu okuyunca; büyük bir yalan bu gerçi, biliyorum. Nefsin karşı koymak şöyle dursun, isterik bir biçimde sarıldığı, hemen her yere uzanan yumuşak kolları var hayatın.” —birkaç yıl önce eski bir arkadaşıma yazdığım mektuptan. Bu Son Mutluluk’u kaçıncı okuyuşumdu bilmiyorum, ama kesinlikle sonuncusu değildi.

  25. İstanbul'da İki İskandinav Seyyah — Knut Hamsun, Hans Christian Andersen
  26. F Tersten Perspektif — Pavel Florenski K

    Normalde okumalarım hep rastgeledir. Tersten Perspektif istisnalardandı. Cevabını —varsa— merak ettiğim çok spesifik bir soruyu takiben ulaştım bu kitaba: “Hayranlıkla baktığımız, en azından öyle bakmamız gerektiğini öğrendiğimiz Rönesans resimlerindeki çift kaçışlı perspektif daha önceleri, gerçekten de böyle çizmenin yolları bulunamamış olduğundan mı kullanılmıyordu, yoksa durumun başka bir açıklaması mı var?”  Florenski’nin verdiği cevabın kaba bir özeti Kebikeç’te var; sonra bu konu üstüne daha ayrıntılı yazmayı istiyorum, becerebilirsem.

  27. Türkler ve Kürtler: Nereden Nereye — Murat Belge K
  28. Şair ve Patron: Patrimonyal Devlet ve Sanat Üzerine Sosyolojik Bir İnceleme — Halil İnalcık
  29. Fatih Sultan Mehmet: İstanbul’un Alınışı ve Türkler İstanbul’a Neler Getirdiler? — J. Hammer K
  30. Vitrinde Yaşamak — Nurdan Gürbilek K
  31. Egzistansiyalizmin Durumu — Roger L. Shinn K

    “Dedikoduların aksine egzistansiyalistlerin cevabı, insanların gülmez olduğunu görmek gibi kötü bir arzu değildir. Onlar da partileri, sporu ve dostluğu severler.” Bir gün online dating sitelerinden birine yazılırsam —ki yakındır— bu cümleyi “kısaca kendinizi anlatın” kutusuna kopyalayacağım.

  32. Aşk — Elif Şafak

    Baba ve Piç zamanlarından beri Elif Şafak okumuyordum, sanırım doymuştum. Özellikle Pinhan gibi ilk dönem kitaplarını okumuş olanlar bilir; Şafak’ın tasavvufla arası iyidir. Konu Mevlânâ-Şems olunca ümitlenmedim desem yalan olur o yüzden. Şafak’ın bu işi kıvırabileceğini düşünüyordum. Kıvıramamış. Üstünde uzun uzun durmaya da gerek yok: Aşk, Amerikan self-help kitaplarıyla, Harlequin beyaz dizi romanları arasında gidip gelen, new-age ruhanîliğiyle soslanmış basit bir aşk hikayesi. Ben Şafak’ın samimiyetinden şüphe duymuyorum; ama gazetede köşe yazarlığı, yılaşırı yeni bir kitap derken yazarlığını çok yorduğuna, biraz dinlenip kendini yenilemesi gerektiğine inanıyorum.

  33. Aşk Dalgası — Ömer Seyfettin K
  34. Kalpsiz Dünyanın Kalbi — Roni Margulies K
  35. Bugün Pazar Yahudiler Azar — Roni Margulies K
  36. Hayy bin Yakzan — İbn-i Sina / İbn-i Tufeyl
  37. Aşk’a ve Kadınlara Dair — Arthur Schopenhauer K
  38. On the Suffering of the World — Arthur Schopenhauer
  39. Tanrısal Öngörü (De Providentia) — Seneca K
  40. Nightingales Under the Snow — Annemarie Schimmel
  41. Sevgilerde — Behçet Necatigil
  42. F Tehlikeli Oyunlar — Oğuz Atay
  43. More Joy of Mathematics  — Theoni Pappas
  44. Takımdan Ayrı Düz Koşu der. Tanıl Bora
  45. F Neşeli Öyküler — Carla M. Cipolla
  46. Çokbilmiş Özne — Bülent Somay K
  47. Kiyoto / Izu Dansözü — Yasunari Kawabata
  48. Bilgi Üzerine 3 Söyleşi — Paul K. Feyerabend
  49. F Şeyh Bedreddin: Tasavvuf ve İsyan — Michel Balivet
  50. Hikayeler — Tarık Buğra
  51. Hükümdar (Prens) — Machiavelli
  52. Best Of — Perihan Mağden K
  53. Sihamba: Zenci Hikaye ve Şiirinden Seçmeler
  54. The Melancholy Death of Oyster Boy & Other Stories — Tim Burton
  55. Anaokulu’nda Oyun — Ruhi Sel K
  56. Karıncaların Meraklı Hayatı K
  57. Kuşlar
  58. Anaokulu’nda Oyun K
  59. Yeni Hayat Bilgisi