29 Temmuz 2009

prens

Bir konuşmada son sözü söyleyen olmayı sevmem — son sözü söylüyor olmakda bir iktidar gizlidir, ama benim sevmeyişimin bununla yok bir ilgisi. Bilakis: öyle severim iktidarı! Dünyanın hükümrânlığını bana verin bir günlüğüne, hiç sıkılmam, çekinmem, sevinçle kabul eder, gönlümce tepe tepe kullanırım bu gücü. Yumuşak huyluyum, korkmayın, çok bir kötülüğüm dokunmaz size. Yine de yanıltmasın bu yufka yürekliliğim: İşleri düzelteceğimden istemiyorum iktidarı, şu karman çorman şeye bir çekidüzen vereceğimden değil; sırf güç sevgisinden. Açgözlü de değilim fakat, bir günden fazlasına da göz koymam. Bu gücü tepe tepe kullanır, gün bitince arkama yaslanır ve şöyle derim: öyle severim şu iktidarı!

Bir hikaye size: Dünyayı ele geçirmek için kafa patlatan, birbiri ardına hain planlar kuran hırslı bir adam. Karizması yerinde, ama biraz deli sanki, arada bir, niye bilinmez, bir kahkaha koyveriyor. Nerden geldiğini kimsenin bilmediği servetini hep bu yola harcıyor, bir iki küçük mücadeleyi kazandığında bu iş oldu zannederek aceleyle seviniyor. Halbuki nerden geldiği belli olmayan bir servet onda yok sadece: bir de tüm hayatını bu adamı durdurmaya adamış, yakışıklı, çevik, dünyalar iyisi başka bir adam. Sert bir suratı var, küçüklüğünde bir büyük felaket geçmiş başından belli ki; ama kalbi o kadar yumuşak aslında. Yalnız bu kavgadan sıkılıyor dünya ahalisi, iyi adamı ellerinin tersiyle şöyle köşeye itip, “gel, al şunu” diyorlar hain planlar kurana, “al, veriyoruz sana dünyayı, ne yapacaksan yap; işte hepimiz emrindeyiz, dilediğince kullan bizi”. Hırslı adam önce belki bir seviniyor, belki çınlayan bir kahkaha bile patlatıyor ama hemen çöküyor bunun ardından, bir şeylerin ters olduğunu hissediyor, adını koyamıyor, adını koyamamak onu mahvediyor. Hiçbir şey demeden evine çekiliyor, tüm servetini dağıtıyor; umrunda değil artık hiçbir şey. Dünyalar iyisi adam zaten çoktan kaybetmiş yaşamının amacını, o da bir köşeye sinmiş, ağlamıyor, ağlamıyor ama ağlasa belki daha iyiydi: öyle boşluğa bakıyor, hiçbir şey demiyor. Gelip servetinden çalanlar oluyor, onlara da ses çıkarmıyor. Yıkılmış, bitmiş bir adam. Toplum böyle gaddar, böyle baskıcıdır işte. Kendisi için didinip duran bu iki adamı tek bir hareketle yıkıverir toplum. Toplum, ah sen ne zalimsin.

Her neyse, ne diyorduk — bir konuşmada son sözü söyleyen olmayı sevmem. Son sözü söylüyor olmakda bir iktidar gizlidir, ama yok benim sevmeyişimin bununla bir ilgisi.