28 Temmuz 2009

cumulus humilis

Hamsun okumuşum. Doğayla bir ittifak, bir sırdaşlık yeşermiş içimde sanki, öyle dost görüyorum onu; birbirimize gizlerimizi açıyor, hiçbir şeyi saklı tutmuyoruz. O benim, ben onun, her hareketimizin ardında ne var, biliyoruz apaçık. Diyelim rüzgâr esiyor, ama şaşırtmıyor bu beni. Öylesine hemhâl olmuşuz tamamen. Havaya bakıyor, ufuktan biraz beride bulutlar görüyorum koyu gri. Herhalde yağacak bir on dakikaya, diyorum.
Yağmıyor tabii. Bu şehirli çocuk, ne anlasın havadan?

5 yorum:

  1. "Tabiatla da iyi geçinmesini bilemedim. Gene de anlayışla kabul eder beni belki. Galsworthy'nin hikayesindeki gibi, elma ağacının altına da gömmezler ki insanı. Rüzgarlı yeşil bir bayırın manzarasına karışamaz ki insan. Neresinden baksam uygunsuz bir görünüş. Eskiden belediye yokmuş herhalde. Herkese uygun bir köşe bulunuyormuş. Medeniyetin de bir yararını görmedim ayrıca. Tabiata dönemezsin, binaların boyunu aşan bir taş da diktiremezsin kendine. Zencilere yapıldığı gibi cenazende şarkı da söylemezler. Sıcak bir günde kara gözlükler takmış, ceketini kollarına almış insanlar, beyaz gömlekli adamlar, başörtülü kadınlar. Hiç olmazsa gazoz içsinler de bir serinlik kalsın içlerinde son günümden hatıra. Yalnız sıcağı ve tozu hatırlamasınlar. Hava da ne sıcak demesinler. Öğle namazında güneş yakmasın onları. İmamın kara cübbesini görünce bunalmasınlar. Evet gazoz içmelerine izin verilmeli. Bir de trafik sıkışıktı arabanın içinde piştik demesinler. Belediye elma ağacının altına gömülmeme engel olacağına asıl bunlara engel olsun. Yakalarını gevşetip mendilleriyle boyunlarını silmesinler. Soğuk bir günde ölürsem de kimse gelmeyecek. Bir kaç kişi bulunacak cenazede. Işık ailesinin kaderi; gürültüye gelmek. Soğuktan kimse gözünü açamayacak; gözyaşları donup kalacak yanaklarında. Baharda ölmek istiyorum."

    O. A. / T.

    YanıtlayınSil
  2. Ha, benim yazı değil tabi, Atay'ınki.
    Ama benimki de fena değil sanki ;)

    YanıtlayınSil
  3. Senin yazını okuduğumda aklıma hemen bu "alıntı"yı getirebilecek kadar hem de...

    YanıtlayınSil
  4. Yazı benim aklıma da onları getirdi;

    Yürüyerek geldi o kaba saba adam ve kimsenin olmadığı, büyük ıssızlığa yerleşti. "Daha şimdiden burada kendini evindeymiş gibi hissediyor, tepesine dikilmiş bir kayanın dibinde, çamdam bir yatakta."

    Kadın daha sonra geldi bu bilinmez yere. "Sabah olunca gitmedi. Bütün gün de gitmedi, orada işlere yardım etti: keçileri sağdı, çanakları ince kumla ovdu, temizledi. Sonradan da hiç gitmedi. Inger'di adı; adamın da Isak."

    Çatlayan toprağa, nazlanan yağmura inat patates çiçekleri hep açtı. Yağmurun yağdığı zamanlar da çok oldu. Yeşerdi toprak...

    YanıtlayınSil