23 Eylül 2012

eriyik

Rütbesiz askere memetçik deniyorsa eğer büyümüş de rütbelenmişine Memet mi denir yalnızca sence diye sordum ve ciddiye aldı arkadaşım bunu, deli günündeydi zaten ve bir tanesinin üstünde deneyelim bari hadi diyerek yoldan geçen komutana seslendi: Memet!
Bakmadı komutan bize ne var ki.

Salakça bir espri, bin kere de yapılmıştır, evet ama gülebilirdik yine de biz buna, ne olacak, ama gülmedik, çünkü halimiz yoktu hiç inan, ayakta dikilmiştik bir köşede sinmiştik yoktu iznimiz oturmaya ki ona bakarsan hatta başka bir noktada olmaya da ve yorgunluktan gülmedik işte kısacası. Yalnızdık. Boylarımız aynı, en desen aynı ve üzerimize oturmayan çuvalımsı üniformamız da öyle. İsmin ne kardeş? Seninkiyle aynı. Göbek adımız da hatta ve soyadımız. Tamamen aynı—aynı bokun siyahı.

Köşeden uzaklaştım üç adım ve o da diğer tarafa üç adım ve bir balkonun gölgesi yuttu bu yüzden şimdi onu, yalnız ayaklarımızdan birbirine uzanan bir bağ kaldı geriye uzun, dikilirken ben gayrimeşru, emredilen köşenin üç adım berisinde, ayaklarım erimiş bir balkona doğru.