29 Haziran 2008

anternazyonâle


Taraf'tan:
"CHP lideri Deniz Baykal, partisinin politikalarına karşı oluşan, "Sosyal demokrat değil" tepkileri nedeniyle başkan yardımcısı olduğu Sosyalist Enternasyonal'in Atina'daki ... toplantısına gidememe tehlikesiyle karşı karşıya kaldı."

Onur Öymen beyefendi bundan AKP'yi sorumlu tutuyormuş çünkü AKP mebusu (eski CHP'li) Haluk Özdalga, Sosyalist Enternasyonal'e CHP'yi eleştiren bir mektup göndermiş. Onur Öymen sonra bombayı patlatıyor:

"AKP'nin Sosyalist Enternasyonal'le aramızı açma girişimleri var. Bizim bir devlet geleneğimiz vardır. CHP öteden beri buna özen gösterir. Yurt dışında milli konuları savunuruz, iç kavgaları dışarı taşımayız. Yurt dışında CHP'ye yönelik bir tezvirat (karalama --F.) kampanyası yürütülüyor...CHP'yi yabancılara şikayet ederek, bizim Türkiye'deki etkinliğimizi zayıflatacağını düşünenler varsa yanılıyorlar. Bizim sosyal demokrat kimliğimizi kanıtlamak için kimsenin onayına ihtiyacımız yoktur" (kalınlar benim --F.)

Burada iki güzel şey var. İlki, Onur Öymen'in "enternasyonal"in sözlük anlamını bile bilmemesi; hem uluslararası (hemi de sosyal demokrat!) bir kuruluş içinde yer almaya çalışıp hem de "kendi vatanımda yaptığım faşistliklerden size ne canım"cılık yapmaya çalışması. İkincisi de, sağolsun, hiç öyle gizlemeye filan çalışmayıp Devlet ile CHP'nin bir ve aynı olduğunu baştan kabul ederek "Bizim bir devlet geleneğimiz vardır" demesi. Hem Öymen yanlış biliyor, Özdalga'nın mektubundan çok daha önceye giden bir mesele bu. Malum "yabancılar" -artık ne hadlerineyse- CHP'yi ne yapacaklarını düşünüp duruyorlar kaç yıldır. Merakla bekliyoruz.

5 Haziran 2008

din - bilim - evrim


Düygü hanım uzun zamandır takip ettiğim harikulâde bir blogun sahibidir. Biyolog kendisi. Tam bir hafta önce, arkadaşlarıyla beraber Türkçe'ye kazandırmaya uğraştıkları bir "Evrim nedir ne değildir" temalı siteyi bahane ederek Din-Bilim karşıtlığı\benzerliği\ilişkisi (artık her neyse) hakkında uzunca bir yazı asmıştı köşesine. Aslında yazı daha çok bu uğraşlarının yoruculuğu, zorluğu, bu tür işlerin nasıl bir tür 'dava'ya dönüşebildiği ve nasıl da 'yaptıklarım bir işe yarıyor mu yoksa boşa mı kürek çekiyoruz?' gibi hisleri ortaya çıkarabildiği üzerineydi ama yazıya yapılan yorumlarda iş oraya sürüklendi. "Sürükledim" demeliyim ya da: Uzun zamandır değinmek istediğim ama çok boyutlu, geniş ve hakkında ahkâm keserken nüanslara azamî dikkat gösterilmesi gereken bir alan olduğundan üşenip (ve korkup) bir türlü kıçımı kaldırıp da başlayamadığım bir konuydu ve Düygü hanımın yazısına uzun ve sıkıcı yorumlar döşenerek başarabildim bunu ancak. Ben kendime gelip bir şeyler karalayıncaya yahut Düygü hanım söz verdiği Din-Bilim-Evrim yazısını yazana -ve ben o yazıya daha da uzun ve daha da sıkıcı yorumlar döşenene- dek bununla yetinelim, sonrasına bakarız...

> Malum yazı: Dünya'yı kurtarmak isteyen kadın ile Göhramon'un sohbetleri