23 Ekim 2007

Žižek ve okuyucuları


The Guardian'da bugün, gözde "ortodoks Lacancı Stalinist"imiz Slavoj Žižek'in bir yazısı yayınlandı. Yazı "Türkiye, Batı'nın konforlu mutabakatında bir diken" başlıklı ve pek de derinlere inmeden, özellikle yakınlarda Sarkozy tarafından sürpriz şekilde¹ Quai d'Orsay'in (Fransız Dışişleri) başına atanan Bernard Kouchner'in "insancıl askerî müdahale" yandaşlığını² bir başlangıç noktası kılarak, nedenleri ve sonuçları imparatorluklar zamanındakinden aslen hemen hiç farklı olmasa da kıtalararası seferlerine artık cihanşümullüğü kendinden menkul bir insan hakları zırhını kuşanmış olarak çıkan Batı'nın bu çelişki içinde çırpınışını anlatıyor. Kullandığı örnek de, ABD'nin Irak'a ve meselâ İsrail'in Lübnan'a girerken kullandığı rasyonelleştirme tezinin ("bu yabancı topraklar bize namertçe saldıran teröristlerin yetiştiği zehirli bir tarla ve insaniyet namına temizlenmeli") bir benzerini Türkiye Kuzey Irak'a yapacağı sınırötesi operasyon için kullandığında aynı Avrupa'dan gelen farklı tepkiler. Bu durumu iyice tatsız yapanın da "Türkiye'nin ötekiliğinden ziyade, [bizimle] aynı olduğuna dair iddiası" olduğunu söylüyor ve AB'nin Türkiye hakkındaki kafa karışıklığının, asıl sorunun Türkiye'nin değil, Avrupa'nın neliğine dair bir şaşkınlık olduğuna işaret ettiğini iddia ediyor. Bunlar zaten uzun zamandır dillendirilen şeyler ve Žižek'in getirdiği yeni bir açılım da yok; yazının son paragrafının cüretkârlığı dışında:

In his Notes Towards the Definition of Culture, the great conservative TS Eliot remarked there are moments when the only choice is the one between sectarianism and non-belief, when the only way to keep a religion alive is to perform a sectarian split from its main corpse. This is our only chance today: only by means of a "sectarian split" from the standard European legacy, by cutting ourselves off the decaying corpse of old Europe, can we keep the renewed European legacy alive. The task is difficult, it compels us to take a great risk of stepping into the unknown, yet its only alternative is slow decay, the transformation of Europe into what Greece was for the mature Roman empire, a destination for nostalgic cultural tourism with no effective relevance.

Cüretkârlığı ve birilerini kızdırmaya yönelik büyük potansiyeliyle parıldayan bu son cümleye rağmen yazının asıl ilgi çekici tarafı yazının kendisi değil, Guardian okuyucularının yorumları. Yorumlarda Žižek'i ırkçı ilân etmekten Huntington'la aynı kefeye koymaya kadar son derece eğlenceli şeyler var. Tabi, ne yapılması gerektiğine dair hazırlanıp paketlenmiş formülleri metin içinde bulamadıkça bir şey anlayamayanlar yepyeni bir insan türü değil ve bu bakımdan ancak anlık bir ilgi kaynağı olabilirler ama Žižek'in söylediklerini, anlatmak istediğinin tam tersi şeylere kaynak yapanları okumak her zaman öğretici. Tüm bu yorumları okuyup aklı karışanların imdadına ise, "Sosyalist John" adlı okuyucu şu mükemmel öneri ile yetişiyor: "Zizek, why don't you post a comment and tell us which interpretation of your last paragraph is correct?"

>
Turkey is a thorn in the side of a cosy western consensus, Slavoj Žižek, the Guardian
---------------
1 Kouchner, bakanlık teklifini kabul ettiği için Sosyalist Parti'den ihraç edilmişti
2 Kouchner, buna ilişkin eleştirileri, söylemek istediğinin askerî müdahale yandaşlığı olmadığı, çözüm yolunun diplomasi, diplomasi ve daha çok diplomasiden geçtiğine inandığını savunarak karşılamıştı. Ama nükleer programıyla hiçbir uluslararası anlaşma ve yasayı çiğnemekte olmayan (en azından bu "diplomasi" isteği ve tehdidi bir iki yıl önce başladığında böyleydi) İran'a "ama biz sana güvenmiyor ve inanmıyoruz, sen bizim gibi bu güzel insan haklarını icad etmiş muhteşem bir medeniyetten gelmiyorsun ve bize hesap vermek zorundasın" demenin Žižek'in metninde nereye oturduğunu da Sosyalist John'a sormaya gerek yok herhalde.